Ben geldiiiim
. On beş günlük tatili yiiiiip geldim. Ne çabuk bitti anlamadım. Başlarda uzun geliyordu ama söylendiği gibi sayılı gün çabuk geçiyormuş
.
Köyde hayat zor. Şehirdeki yaşam ile uzaktan yakından alakası yok. Her şey elimizin altında, her yer yakın bize. Ama köylüler için bu basit oluşum çok zorlaşmış. Bir örnek vereyim. Mesela bazı köylerde bakkal yok! İnsanlar ihtiyaçlarını hafta bir kasabaya giden minibüse binip, kasabadaki marketçiklerden karşılıyorlar. Ola ki köyde acil bir ihtiyaç çıksın. Bir hafta beklemeniz gerekiyor. Köy halkı bu duruma alıştığı için, benim yüzümdeki şaşırma onlarda oluşmuyor. ‘Bişi mi lazım? Aa bir hafta sonra artık…’ Neden bakkal yok diye sorduğumda alım gücünün sınırlı olduğunu, daha önce açılan bakkalın bu nedenle kapandığını öğrendim. Ya da tarlaların sulanması için evlerin suları kesiliyor, elektrikler sıklıkla gidiyor. Köylüler bunlara da alışmış. Şimdi sıkı durun:Elektrik kesintisi yaşayan köylerden birinin adı IŞIKLI KÖY!
Komedi gibi veya Anadolu’ dan Görünüm! Devletin oy zamanı hatırladığı yerler köylerimiz. Çorum, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde ve köylüler devlet elinin, gelişimin yakınına uğramadığı yerlerde yaşıyorlar. Çorum merkeze taşınmak onlar için çare değil. Göç etmek de istemiyorlar. Çünkü onlar doğdukları yeri seviyorlar.
Peki Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu insanları ne yapsın? Ülkemizin doğusuna hiç gitmedim ama televizyonun vermiş olduğu bilgi kadar gelişmişlik düzeyinin ne derecelerde olduğunu biliyorum.
Devlet seçimden seçime halkını hatırlamamalı. Tek bir sektörde değil, bütün alanlarda adımlar atmalı.
Size köyümün resmini yayınlıyorum.

Bir de yokluğumda blokumu yalnız bırakmayan arkadaşlarıma teşekkürler. Bugün sinemaya gittim ama onu yarın yazmayı planlıyorum. Bomba gibi bir korku gerilim filmi.
Sevgiler