-Paratikla.com - Internette Gezinirken Para Kazanın



Image Hosted by ImageShack.us

ROSWELL OLAYI

14/6/2007 tarihinde yazıldı.
YORUM (yok) YORUM YAZ! Kalıcı Bağlantı

 

Merhabalar,

 

Blogumda konusunu açtığım ama üzerine düşmediğim bir bölüm var. MİSTİK!

 

UFO: Tanımlanana kadar tanımlanamayan cisimlere verilen ad.

UFO terimiyle ençok gökyüzü cisimlerinde karşılaşıyoruz.Gökyüzünde uçan, insanlardan hatta dünyamızdan daha ileri düzeyde olan yaratıkların olduğunu düşünen kesimler var ve hatta kanıtlar sunulduğunu biliyoruz.Bu inanışın tam tersi, UFO diye birşey(ler)in olmadığını savunanlarda var.Ama şunu da biliyoruz ki UFO denildiğinde akla ilk gelen olay Roswell Vakası’ dır.

 

4 Temmuz 1947 New Mexico / Roswell Bölgesi. Bölgenin çöllük bir arazisine uçan dairenin düştüğü ve içindeki canlılar ile birlikte Amerika 8. Ordu Hava Kuvvetleri tarafından enkazın kaldırıldığı bilgisi alındı. Halka yapılan ilk açıklama uzay aracının yere düştüğü yönündeydi.İnsanlık adına önemli bir noktaydı.Ancak ikinci bir açıklama yapılarak, meteoroloji balonu düştüğü şeklinde düzeltme yapıldı. Ama unuttukları bir konu vardı.Görgü tanıkları! Görgü tanıkları ordunun bu açıklamasını yalanlayacaktı. En önemli görgü tanığıda çiftci Mac Brazel’ di. Olaydan yıllar sonra bir tanık daha ortaya çıkacak ve ordunun uzaylılar üzerinde yaptıkları otopsiyi 90 dk boyunca kameraya aldığını iddia edecekti. Bu görüntüler 1995 yılında İtalya-UFO'cular kongresinde yayınlandı. Bu tanık ordu kameramanı Jesse Marcel' di.

 

    

 

Olayın yakıları hala sürüyor. Adına belgeseller, filmler, diziler yapıldı ve yapılıyor. Ne kadar inandırıcıdır bilinmez ama evrende yanlız olduğumuzu düşünmek, sizce de biraz bencilce olmuyor mu?

Cadılara devam...

3/4/2007 tarihinde yazıldı.
YORUM (yok) YORUM YAZ! Kalıcı Bağlantı

 

Merhaba,

 

Hem hava güzel, hem ben ....

Dün öğlen saçlarımı kestirdim ve fön çektirdim. Uzun kıvırcık saçlarım, fönlü omuzlarımda oldu. Düz saçlı halimi arkadaşlarım çok beğendi. Sadece annem ve "o kendini biliyor" beğenmedi. Annem " alışmamışız ya tuhaf geliyor" dedi. Diğer malum kişinin ise tepkisi yüzüme karşı " puahahahaaaaa" oldu. Ben ona süpriz yapayım dedim. O yüzüme haykırarak güldü. Kırıldım . Neyse...

Saçlarım bugün  suyun mucizevi gücü ile eski haline döndüler ve kıvırcıklar yukarı doğru çekti. Saçlarım daha da kısa durdu. Ben sevdim bu halini yaa .

 

Saçlarımı kestirmek sanki kendime yeni birşeyler satın almışım gibi hissettirdi. Bu değişiklik ruhumu canlandırdı. Mutlu etti. Sınavlardan kurtulmamın da etkisi vardır mutlaka.

 

Evet şimdi yazı dizime devam ediyorum.  

 

CADILAR VE MODERN ÇAĞ: Evkadınlaştırma

 

 

Tıpkı sömürgelerin “ doğalaştırılması “ sürecinini büyük ölçüde doğrudan şiddete ve baskıya dayalı olması gibi, Avrupalı ( ve daha sonra Kuzey Amerikalı) kadınların ev kadını haline getirilmeleri de pek barışcı ve sakin bir iş olmadı. Kadınlar üretkenlikleri, cinsellikleri ve üreme yetileri üzerindeki denetimleri kocalarına ve Büyük Adamlara ( Kilise, Devlet) gönüllü olarak devretmediler. Avrupalı kadınlar, ancak cinsellik ve üretkenlik konusundaki özerkliklerine yönelmiş yüzyıllar süren son derece vahşi saldırılardan sonra bugünkü  evcilleştirilmiş ev kadınları haline geldiler. Afrika’ daki kalö avlarının Avrupa’daki karşılığı cadı avlarıydı. Bu ikisi, görüldüğü kadarıyla avcı-erkeğin kapitalist versiyonunun karşı karşıya olduğu aynı ikilem üzerinden bağlantılıydılar: Erkek kadını istediği kadar basit bir üretim koşuluna, kullanılacak ve sömürülecek bir doğaya indirgemeye çalışsın, kadınlar olmaksızın canlı emek gücü üretemez. Silah kullanımı sayesinde sadece erkeklere dayalı üretim sağlayabilir, yani kölelik ve savaş yoluyla nüfusu çoğaltabilir; Meillassoux’nun deyimiyle  bu bir akrabalık sisteminin içindeki üremenin eril eşdeğeri toplumdaki erkeklerin kadınlardan azadeleşme çabasıdır.

Cadı avları yalnızca kadınların cinsel ve üremeye ilişkin davranışlarını denetim altına alan doğrudan bir disipline edici etki yaratmakla kalmadı, erkek üretkenliğinin kadın üretkenliğine ağır basmasını da sağladı. Bu iki sürec yakından bağlantılıdır. Cadı avı ideologları hiç yılmadan kadın doğasını günahkar , cinsel olarak denetlenmez, doymak bilmez ve erdemli erkeği her daim baştan çıkartmaya hazır olarak aşağılıyorlardı. Kızlarının ve karısının namusunu kontrol etmek erkeğin vazifesiydi.

Yeni kapitalist sınıf, kadınlara boyun eğdirilerek doğmuştur.

 

- Maria Mies, Patriarchy and Accumulation on a World Scale.

 

Sevgiler...

 

 

Amerikan tarihinin en çarpıcı olaylarından biri 1692 yılının Mayıs ile Ekim ayları arasında Massachusetts Bay kolonisindeki Salem kasabasında yaşandı: Bir dizi suçlama, sorgulama ve yargılama sonucunda 19 kişi “ cadı “ oldukları gerekçesiyle asıldı, ve çok sayıda insan da gene aynı gerekçeyle hapis cezasına çarptırıldı. Salem cadı yargılamaları, bütün Hıristiyan dünyasında üç yüz yıldır kasıp kavurmakta olan “ cadı çılgınlığı” nın son büyük gösterisiydi. Bu tarihten sonra da yer yer küçük çaplı “ cadı avları “ olmakla birlikte, çılgınlık, bir daha aynı boyuta ulaşmadı ve giderek ordadan kayboldu.

 

12. ile 15. yüzyıllar arasında kilisenin tutumunda belirgin bir değişiklik oldu. 12. yüzyılda Arap kültürüyle ilişkiye geçilmesi, simya ve astroloji gibi alanlara yeni bir ilgi duyulmasına yol açtı. Bunlara “ doğal büyü” deniyordu ve artık köylülerin batıl inançları olarak küçümsenmeleri mümkün değildi. Ama bunun ötesinde, kilisenin resmi tutumunun değişmesine asıl yol açan, sapkın akımlara karşı mücadele ihtiyacı oldu. 1484’te iki Dominiken rahip, Heinrich Kraemer ile Johann Sprenger, Papa VIII. Innocentus’dan, Almanya’ da cadılığın kökünü kazımak için izin aldı; Innocentus’ a göre, her köyde” kendisini şeytana teslim etmiş”, “ büyücülükle ve karanlık işlerle uğraşan”, hayvanlara, tahıla zarar veren , erkeklerin belini bağlayan kişiler vardı. Alman köylerinde “ araştırma “ yapan bu iki rahibin bulguları papalık fermanıyla onaylanınca, diğer rahip kadreşlerini de uyarmak ve bilgilendirmek amacıyla 1486’ da Malleus Maleficarum’ u  ( Cadıların Kafasına İndirilen  Balyoz) yayımlandı. Yerel cadı avlarında ortaya çıkmış olan halk inançlarının bir sentezi olan bu yapıt, bütün Hıristiyanlık dünyasında “demonoloji” konusunda en yetkili başvuru kaynağı oldu. Otoritesi, sonraki üç yüz yılda, Avrupa’daki “cadı çılgınlığı” boyuncu neredeyse hiç tartışmasız sürdü.

 

Kadınlar hakkında geleneksel önyargılarla dolu olan bu metinde, bütün kadınların şu yada bu ölçüde cadılık ve büyücülükle ilgili oldukları öne sürülür. Yazarlara göre, cadılara inanmak, bir inanç sorunudur;inanmak, başlı başına bir dinsel sapkınlık anlamına gelir.Ayrıca, cadıların kadın olduğu (olması gerektiği) apaçıktır; “ Çok kadının olduğu yerde çok cadı olur”. Erkekler, tıpkı İsa gibi, Şeytan’ın iğvasına kapılmamayı başarabilirler, ama kadınlar “hem bedenen, hem de zihnen daha zayıf oldukları için” kolayca Şeytan’ a yenik düşerler.

 

Sprenger ve Kraemer, kendilerinden önceki birçok kilise babası gibi kadınların kendi zayıflıklarından ve yönetme konumunda olmamaktan nefret ettikleri için “daima aldatmaya yatkın, kin dolu, gizli bir düşman” haline geldiklerin ve öç almak için büyücülük ve cadılığa başvurduklarını öne sürerler. Kadınlar, meşru olarak sahip olmadıkları iktidarı ve gücü, şeytanla işbirliği yaparak elde etmeye çalışmaktadırlar!

 

Malleus’ un içerdiği demonoloji anlayışı, cadıların gücünü şeytan ile özel, özellikle de cinsel ilişkilerine bağlayan yerleşik ve sistemli bir teoriye dönüştü.

 

Başka kültürlerde cadılar genel olarak kötülüğü cisimleştirirken, Avrupa tarihinde özel olarak Kötülükler Prensi’nin yeryüzündeki temsilcileri kabul edilmeye başladılar. Ve bu temsilcilere karşı mücadele, hem acımasız hem de çok uzun oldu. Kutsal Kitap’ta “ büyücülere hayat hakkı tanımayacaksın” yazmıyor muydu? Cadı çılgınlığını katolik rahipler başlatmıştı ama, onların protestan meslektaşları tarafından devralındı ve daha da genişletildi ; karşı-reformasyon döneminde ise yeni boyutlar kazandı. Bu çılgınlığın ortalığı kasıp kavurduğu yüzyıllar boyunca cadı inancından kuşu duyanlar hep varolmakla birlikte, cadı avı, bütün bir ortaçağ kozmolojisinin yerini daha az teokratik ve laik bir referans çerçevesi alıncaya dek sürdü.

 

 

- Fatmagül Berktay, “ Salem’ in Cadıları. Bir Kereciliğine Kendi Adını Koymak” Tarihin Cinsiyeti içinde.

CADI KİMDİR? - 2 -

20/3/2007 tarihinde yazıldı.
YORUM (yok) YORUM YAZ! Kalıcı Bağlantı

 

Kaldığım yerden devam ediyorum. Okudukça şaşıracaksınız...

 

Vahşi (wild ) sözcüğü gibi cadı (witch) sözcüğü de giderek aşağılayıcı bir anlam kazanmıştır; ancak çok eskiden cadı, yaşlı ya da genç şifacılara verilen bir addı ve kökeni akıl, bilgi anlamına gelen wit sözcüğüydü. Yalnızca –tek-Tanrı dinleri eski Vahşi Anne dinlerine baskın çıkmazdan önceydi bu.

 

-         Clarissa Pinkola Estes, Women Who Run With The Wolves.

 

Cadı, geceleri mezarından çıkarak gezdiğine inanılan hortlak demektir. Gol, kara kolcolusu da denir. Eski masallarda çok geçer. Birçok milletlerin efsanelerine girmiş olan hortlak, mezarından çıkıp ınsanı boğan ve kanını emen dirilmiş ölü farz olunur. Cadı ile vampirin farkı, cadının daha ziyade bir kocakarı şeklinde tasavvur edilmesindendir.

Cadıların elinde etme beste

Öldür beni koyma böyle haste ( Şeyh Galip )

İhtiyar kadın, acuz, çirkin kocakarı manasına da gelir.

Gözbağıcı, afsuncu, sihirbaz manasında da kullanılır.

 

-         Mehmet Zeki Pakalın,Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü I

 

Ortaçağdan itibaren şeytan üzerine tüm zırvalara inanıldı ve bu zırvalıklar ne kadar çılgıncaysa o kadar dinleyici buldular. Böylelikle bir büyücünün bir balta sapından süt sağabileceğine, büyücülerin İsa gibi su üzerinde yürüyebildiklerine, görünmez olabildiklerine, gizlice evlere girebildiklerine inanıldı; bunları yaparken şu şeytansı duayı okuyorlardı “ Athal, Bathel, Othe, Whoram, Asey, Cleyungit, Gabellin, Semeney, Mecheno, Bal, Labnenten, Nero, Meclap, Helateroy, Palcin, Timgimiel, Plegas, Peneme, Fruora, Hean, Ha, Ararna, Avira, Ayla, Seye , Peremies, Seney, Levesso, Huay Brucalu, Auth,Tural, Buchard, Caratim, Per misericordiam abibit ego mortale perficiat qua hoc opus invisibiliteie possim.”

 

Her yerde büycüler vardı; özellikle çirkin kadınlar büyücüydü. Entrikaları, şeytan başkanlığında yaptıkları toplantılar ve elbette sefahat alemleri-çünkü zevk alarak sevişmek kuşkusuz kötülüğün mümkün olduğunu gösteriyordu-tanımlanıyordu.

 

            - Gerald Messadie, Şeytan Genel Tarihi.

 

...

image hosting file

cursor
Google